|
|||||||||||||||||||||||||||||
| Antalya Myra
(135 km to Antalya) A couple of kilometers
north of Demre, the ruins include a score of tombs arranged
on the cliff in a jumble overlooking the sea. This ancient
Lycian city Myra, many splendidly carved rock tombs overlooks
the magnificent Greco-Romen theater - on the subject of
unique Necropolis it was a Lycian custom to bury their dead
high up because they believed in this way they were more
easly transported to heaven. In Demre there is also a Church
(3 km away from Myra) where St. Nicholas was the bishop
of this Mediterranean city during the fourth century, and
died here in 342. Every year in December the Santa Claus
Commemoration Ceremony attracts many tourists who spend
their Christmas holidays on the sunny coast of ancient Lycia. Saint Nicholas was born in Patara, was elected bishop during Diocletian's persecutions, and died in Myra around the year 350. This stories of his charitable acts took on legendary dimensions during the following centuries. One of these stories concerned three boys who were hacked into pieces by a greedy butcher, who salted and pickled them for sale in his shop. Nicholas miraculously restored the boys to life. On another occasion, on hearing that the daughters of a poor Myran could not marry for lack of a dowry, Nicholas stole under the man's window at night and left a bag of gold for each girl. This act earned him the reputation of secretly delivering gifts in the black of night. By the 10th century Nicholas had become the most popular folk saint in the Byzantine realm, counting as the patron of children, poor virgins, innocent prisoners, sailors and Russians. His tomb in Myra became the object of pilgrimages. A church was built around it in the 6th century. After it was destroyed in an Arab raid, the church was rebuilt in its present form with the help of Constantine IX and Empress Zoe in 1043. The fame of St. Nicholas was brought to the west by Teophano, a Byzantine princess who married Otto II of Germany. In 1087 some Italian merchants broke into the tomb and removed the bones of Santa Claus to Bari, where the famous church of San Nicola di Bari was built. Miracolously, enough other bones were found in Myra and transferred to the Antalya Museum. The Church of St. Nicholas fell into disuse in Turkish times. In 1862 Czar Alexander I bought the edifice and began restoring it. Further restorations were carried out in recent years by the Turkish government, which also promoted the annual festivities which take place on the saint's feast day. Thousands of pilgrims from Italy, Greece and other countries come to Myra each year on December. Byzantine scholars and church historians meet to discuss the life and deeds of Santa Claus. Unfortunately there is no resident Christian community in Myra today, so the Greek Orthodox Bishop of Myra holds office in Istanbul. For more information on St. Nicholas, please Click Here.
Myra features some of the most impressive and well preserved Lycian monuments in the country. These include an excellent collection of rock tombs and an imposing 2nd century theater. Many of the tombs have log cabin features carved into the rock, presumably reflecting the domestic architecture of the period. A few easily accessible ones have inscriptions in the Lycian language. Carvings above are mostly in poor repair but the overall effect of this jumble of the architecture of death is dramatic. The theater, like many others in major Roman cities, was later converted into an arena for gladiator fights and wild animal shows. Many carvings and inscriptions in the theater are still visible, and cavernous tunnels and access ways to the side have been cleared. While much of the seating is intact, the stage building is partly collapsed. A macabre set of three carved masks, presumably from the frieze, lies among the jumble of remains in the approach to the theater. Today Demre is an important agricultural town on the Mediterranean coast of Anatolia. Around Demre there are also ruins of Andriake on Çayagzi beach and Kekova, Simena and Teimussa which are accessible by a short boat ride or some car driving. Noel Baba Bütün dünyada “Noel Baba” adıyla tanınan, Avrupa ülkelerinde çoğunlukla Santa Klaus olarak bilinen Aziz Nicholaos, Anadolu’da yaşamış bir din adamıdır. Günümüz İtalya’sının Sicilya Adası, Napoli, Bari, Almanya’nın Frieburg ve hatta Amerika’da New York kentinin koruyucu azizi olma derecesine varan önemi, her yılın 6 Aralık günü yapılan anma törenleri ile daha da pekişmektedir. Günümüzde Santa Klaus, hiç şüphe yok ki, İskandinavya ülkelerindeki iyilik sever çocukların koruyucusu ve sevindiricisi olan Noel Baba efsanesi ile Myra’lı Aziz Nicholaos’ın kişiliklerinin birleştirilmesiyle, yarı dinî ve çok popüler bir tipin doğmasıyla oluşmuştur. Bu tipin kökünün İskandinavya ülkelerinin çok eski inançlarından alındığı, Noel Baba’nın geyikler tarafından çekilen bir kızakla dolaşmasından anlaşılır. Halbuki gerçek Myra’lı Aziz Nicholaos’ın yaşadığı yerler hiç kar yağmayan Akdeniz kıyılarıdır. Onun zor durumda olan çocukları, insanları koruyucu kişiliği, kuzeyin kutsal bir varlığı, belki de çok erken çağların karanlıklarında kaybolmuş bir tanrısıyla birleşerek, Noel geceleri ortaya çıkan, çocuklara hediyeler getiren sempatik bir ihtiyara dönüşmüştür. Ne derece gerçeklere aykırı olursa olsun, Hıristiyan ülkelerinde Noel Baba, özellikle çocukların heyecanla bekledikleri sevimli bir kişi olarak yaşamaktadır. Aziz Nicholaos’ın hayatı hakkında, azizlerin birçoğunda olduğu gibi fazla bir şey bilinmez. Sonraları pek çok efsane ile hayatı süslenmiştir ki, bunlarda da gerçek payı olduğu tabiî ki şüphelidir. Tahıl ticareti yapan bir ailenin çocuğu olduğu bilinir. Hayatına dair yazılan dinî kitaplarda, göğün bir hediyesi, ana-babasının dualarının ve verdikleri sadakaların bir meyvesi, fakirlerin kurtarıcısı olarak dünyaya geldiğine işaret edilmiş, daha bebek iken mucizeler yarattığına inanılmıştır.
Bugün yıkılmış durumda olan Patara, Aziz Nicholaos doğduğunda, zengin ve mamur bir şehirdi. Aziz Nicholaos’ın İ.S. 3. yüzyıl sonlarında Patara’da dünyaya geldiği ve Myra’ya papaz olana dek, gençlik yılarının Patara’da geçtiği söylenmektedir. Gençliğinde Filistin ve Mısır’a yaptığı seyahatlerden söz edilmiş, yaşadığı devrin İmparator Konstantinos dönemi veya 3. yüzyıl sonu ile 4. yüzyıl başı olduğu belirtilmiştir. Ölümünden sonra Avrupa’nın birçok kentinde adına kiliseler inşa edilmiştir ki, bunlar arasında 6. yüzyılda İstanbul’da inşa edilen Bazilika en göze çarpan yapıdır. Rusya ve Yunanistan’ın en saygın Azizi olarak tanınmış, çocukların mahkûmların, denizcilerin ve gezginlerin koruyucusu olarak saygı görmüştür. Yaşantısı ve mucizeleri hakkında gerçekliği tartışılacak, sayısız hikâyeler anlatılmıştır. Piskopos olma kararının kehanetlere veya seçim toplantısı kararına göre, ertesi günü kiliseye giren ilk adam olmasına dayanılarak verildiği söylenir. Diğer hikâyeler, İmparator Dioeletianus devrinde (284-305) Hıristiyanlara yapılan zulümler sırasında çektiği acılarla ilgilidir. İnancından dolayı hakimler tarafından tutuklanıp zincire vurulmuş, birkaç yıl sonra Hıristiyan İmparator Konstantinos tarafından serbest bırakılarak Myra’ya geri dönmesi sağlanmıştır. Diğer bir hikâyede Azizin İ.S. 325 yılında Nicaca’da (İznik) toplanan Konsüle katıldığı anlatılır. Bir keresinde İmparator Konstantinos’un rüyasına girerek, haksızlıkla ölüme mahkûm edilmiş olanları serbest bırakmasını söyler. Bir keresinde de Mısır’dan İstanbul’a giden bir gemiden aldığı hububatla Myra halkını açlıktan kurtarır. Ancak gemi İstanbul’a vardığında yükünde hiçbir eksilme görülmez. Bu belki de Aziz’in, denizcilerin patronu olmasına bağlanan mucizelerden biridir. Çünkü, Akdeniz’de seyreden gemicilerin sefere çıkmadan önce birbirlerine iyi dilek olarak “Dümenini Aziz Nicholaos tutsun” demeleri gelenek olmuştur. Aziz’in sağlığında din adamı olarak çalıştığı Likya sahilleri, Akdeniz’in en önemli denizcilik merkezi, burada yaşayanlar da Akdeniz’in ünlü denizcileriydi. Bu nedenle, Aziz’in denizle ilgili birçok mucizesine din kitaplarında da rastlanır. İki hikâye aynı zamanda onun, çocukların da patron azizi olduğunu gösterir. Birinde insanlar açlıktan kırılırken, kasap üç genci evine davet edip satmak için uykularında parçalar. Aziz Nicholaos, bunu duyar duymaz kasabın evine koşar ve gençleri yeniden diriltir. Bir diğerinde fakir bir tüccar, kızlarını evlendirmeye gücü yetmeyince, onları satmayı düşünür. Aziz Nicholaos, tüccarın evine üç kese dolusu para atarak, kızları kötü yola düşmekten kurtarır. Bu hikâyeden çocukların Santa Klaus gününde hediye almalarının sebebi olduğu gibi Avrupa’da rehinecilerin, dükkânlarına üç altın top asma geleneğinin de kaynağı olduğuna inanılır. Aziz’in resminin ikonalar da üç altın top ile tasvir edilmesinin sebebi de bu hikâyeye dayandırılır. Noel Baba Kilisesi Aziz Nicholaos öldüğünde yapılan kilise veya şapel 529 yılındaki zelzelede yıkılınca daha büyük belki de bazilika tipinde bir kilise yapılmıştır. Peschlow, büyük apsisin güney tarafında eşit apsisli iki küçük mekân ile bugünkü binanın kuzey yan nefinin büyük kısmının bu ilk yapıya ait olduğunu tahmin etmektedir. Bu kilise VIII. yüzyılda zelzele veya Arap akınlarıyla yıkılmış, daha sonra tekrar yenilenmiştir. 1034 yılında Arap donanmasının denizden yaptığı akınlarla harap olmuştur. On yıl harap durumda kalan kilisenin 1042'de Bizans İmparatoru IX. Konstantin Monomakhos ve eşi Zöe tarafından tamir ettirildiği kitabesinden anlaşılmaktadır. XII. yüzyılda binaya bazı ekler yapılmış, kilise tekrar onarılmıştır. XIII. yüzyılda Türklerin eline geçen Myra'da, kiliseyi serbestçe ibadet etmek için kullandığını ve kilisede bazı onarımların yapıldığını anlıyoruz. 1738'de büyük kilisenin yanındaki şapel tamir edilmiştir. 1833- 1837 yılları arasında Anadolu'yu gezen C. Texier, Myra'ya da uğramış ve kitaplarında kiliseden bahsetmiştir. Ondan on yıl kadar sonra 1842 yılı Mart ayında Teğmen Spratt ile Prof. Forbes de Myra'ya gelmiş, kilisenin bir krokisini çıkarmışlar ve kilisenin yanında bir manastırın olduğunu görmüşlerdir. 1853 yılında Kırım Harbi sırasında Ruslar kilise ile ilgilenmişler ve burada bir Rus kolonisi kurmak için Anna Golicia adındaki Rus kontesi adına toprak almışlardır. Ancak Osmanlı Devleti işin siyasî yönünü farkedince Rusların aldıkları toprakları geri almış, yalnızca kilisenin onarım istekleri kabul edilmiştir. Böylece 1862 yılında August Salzmann adında bir Fransız, Nicholaos Kilisesi'nin onarımı ile vazifelendirilmiştir. Bu restorasyonlar kilisenin aslını bozacak kadar kötü yapılmıştır. Bu restorasyon sırasında 1876'da bugün görülen çan kulesi de ilave edilmiştir. Birçok kentin koruyucu azizi olan Noel Baba'ya adanmış iki bine yakın kilise bulunmaktadır. O'nun yaşam öyküsü ve mucizeleri birçok kitapta yer almış, ancak en eskisi 750-800 yılları arasında Byzantion'da Stadion Manastırı Başkeşişlerinden Michael tarafından yazılmıştır. Şimdi biz Anadolu Bizans mimarisinin ilgi çekici bir yapısı olan St. Nicholaos Kilisesi'ni beraberce gezelim. Müze girişinden sonra taş döşeli yoldan aşağıya doğru inilir. İnerken Noel Baba'nın heykeli solumuzda yeşillikler içinde görülür. IV. yüzyılda burada bulunan tek kubbeli kilisenin güneyine VIII. yüzyılda haç şeklinde bir şapel ile kuzey tarafına da eklemeler yapılmıştır. Ayrıca 1862-63 senelerinde de binaya dış narteks ile iç narteksin bazı kısımları ilave edilmiştir. Binanın esas girişi batı yönünde olmasına karşılık biz gezi yönünde anlatmayı daha uygun bulduk. Bugün iki sütunu ayakta kalmış bir avludan bir iki basamakla Bizans Devri'nde ilave edilmiş güney nefine inilir. Haç biçimli bu bölümün doğu kısmında üç kemerli pencereye sahip bir apsis yer alır. Apsisin önünde orijinal stylobat ile ortasında altar kaidesi hâlâ görülür. Apsis nişinin içinde yer yer renkleri kaybolmuş ve belirsizleşmiş aziz figürleri vardır. Bunların altındaki küçük niş içindeki fresko Noel Baba'ya aittir. Bu bölüm ve esas kilisenin güneydoğu şapelinin tabanlarında farklı desenlerde mozaik panolar görülür. Batı yönünde merdivenlerin karşısındaki niş içerisinde İsa, Meryem ve Yahya freskoları vardır. Buradan iyi muhafaza edilmiş kapı çerçevesi bizi lahitlerin bulunduğu kısma, yani haç biçimli şapelin uzun kısmına çıkartır. Lahitlerin yer aldığı nişler içindeki freskolar bugün net olarak görülmese bile çeşitli aziz tasvirlerini içeren freskolar ile bezenmiştir. Kuzey duvarındaki ilk nişle sütunların üzerinde Meryem freskosu ilginç örneklerdir. Noel baba freskosunun bulunduğu ikinci niş sütununun ters konduğu yazılarından anlaşılmaktadır. Nişler içinde yer alan lahitlerden birinci niş içindeki akarthus yaprakları ile süslü Roma Devri lahdinin Noel Baba'ya ait olduğu kabul edilir. Hatta Noel Baba'nın denizcilerin de azizi olmasından dolayı lahdin üzerinin balık pulu desenleriyle süslendiği söylenir. 20 Nisan 1087'de Bari'li korsanlar, Noel Baba'nın kemiklerini almak için lahdi kırmışlar, bazı kemikleri alarak Bari'ye götürmüşlerdir. İkinci niş ile karşısındaki nişte bulunan
lahitler sadedir. Burada nişler içindeki lahitlerden başka
yerde iki mezar daha bulunmaktadır. Buradan bir kapı ile
kilisenin iri blok levhalarla döşeli avlusuna geçilir. Avluda
ise bir niş içerisinde boşaltılmış iki mezar bulunur. Yanında
bulunan mermer üzerinde haç ve çapa motifi Noel Baba için
yapılmış olmalıdır. Solda duvar içine yerleştirilmiş mezardaki
kitabede 1118 tarihi yer alır. Avludan önce dış nartekse,
sonra üç kapı ile ana mekâna (naos) açılan iç nartekse geçilir.
Burası gruplar halinde piskoposların resmedildiği freskolarla
süslenmiştir. Buradan geçilen esas mekân üç kemerle yan
neflere açılır. Ana mekânın güneyinde iki nef vardır. İkinci
nefte niş içindeki lahitte Noel Baba'nın mezarı olduğu söylenir
ise de üzerindeki kadın erkek kabartması bunun böyle olmadığını
gösterir. Yan nefin karşısındaki niş içerisinde ise bir
başka mezar vardır. Kuzey nefin kubbesinde Hz. İsa ve 12
havarinin freskoları bulunur. Yanda ise yan nefin kazısı
yapılmaktadır. Bu kazının yapıldığı nefin batı kısmında
ise üç oda bulunur. Binanın ortasında pencereli ve kasnaklı
bir kubbenin olması gerekirken, Salzmann yaptığı tamir sırasında
mekânın üstünü kapatarak, kesme taştan kaburgalı büyük bir
çapraz tonoz kullanmıştır. |
|||||||||||||||||||||||||||||